TBMM DIŞİŞLERİ KOMİSYONUNA
İletilmek Üzere
TBMM DİLEKÇE KOMİSYONUNA
Dilekçenin Konusu : Mazlum Filistin halkının sorunun tüm ülkelerin sorunu
olduğuna ilişkin dilekçenin sunumudur
Yasal Dayanağımız : Anayasa m. 74
Açıklamalarımız :
1948 yılından Nakba olayları ile birlikte Filistin Halkı büyük bir trajedi ile zulüm görmeye başlamıştır. Bölgeyi işgal eden Siyonist Rejim, ilk günden itibaren Filistin Halkı’nın uluslararası sözleşmelerle korunan birçok hakkını ihlal etmiş, söz konusu fiillerin şiddeti zamanla daha da artarak günümüzde savaş suçu boyutuna ulaşmıştır.
Küresel Sumud Filosu’na yapılanlardan da görüleceği üzere Siyonist Rejim tarafından, mazlum Filistin Halkı’nın insani yardıma ulaşması engellenmektedir. Bu durum açıkça uluslararası hukuk kurallarının ve teamüllerinin ihlalidir. Nitekim Uluslararası Ceza Mahkemesi Eski Başsavcısı Karim Khan, ekim 2024 tarihinde İsrail hakkında soruşturma görevini yürüttüğü esnada açıkça insani yardımın engellendiği ve bunun uluslararası hukuk bakımından suç oluşturabileceğini belirtmiştir. İlgili açıklamanın üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen Siyonist Rejim tarafından mazlum Filistin Halkı’nın yardıma ulaşması halen engellenmektedir.
Tarafımızca hazırlanan, hak ihlallerinin bir kısmının ele alındığı fanzin sayımızı huzurdaki dilekçenin ekinde saygılarımızla huzurlarınıza sunmaktayız. Mazlum Filistin Halkı’nın yaşadıkları sadece Filistin’i değil tüm dünya ülkelerini ilgilendirmektedir. Zira tarih tekerrür etmekte ve dünya savaşının pimi çekilmektedir.
İsrail Hükümeti, hiçbir uluslararası normu dikkate almamakta, uluslararası huzuru uçurumun eşiğine sürüklemektedir. Başta avrupa ülkeleri olmak üzere uluslararası kamuoyu bu hukuk tanımazlığa gerekli cevabı vermektedirler. Bu davranışlarının sebebini bilim adamı Peter TURCHİN’in baba-oğul döngüsüyle değerlendirmekte fayda olacağını düşünüyoruz. Peter TURCHİN, tarihsel olaylardan geleceğe yönelik çıkarımda bulunabilmek için oluşturduğu Baba-oğul döngüsünü şöyle açıklamıştır; Bir kuşak (baba) sosyal adaletsizliği algılar ve buna karşı ayaklanma/şiddet eğilimi gösterir, sonraki kuşak (oğul) ise o çatışmanın yıkıcı sonuçlarını yaşadığından ötürü sosyal huzuru korumaya yönelir, üçüncü kuşak (torun) ise konfor içinde büyür, tehlikeyi tanımaz, yeniden gerilim biriktirir ve döngünün tekrarlanmasını tetikler. TURCHİN, bir takım verileri dikkate alarak hazırladığı baba-oğul döngüsüyle ülkelerde iç karışıklık hakkında matematiksel olarak öngörüde bulunmaya çalışmaktadır. 3. Dünya savaşının öngörülmesi için de baba oğul döngüsünün kullanılabileceğini düşünmekteyiz. Yıllardır savaşın yıkıcılığından uzak huzur içinde yaşayan avrupa ülkeleri, baba-oğul döngüsünde belirtilen 3. kuşağı yaşamaktadır. Bu sebeple de agresif tutumların etkisiyle 3. Dünya Savaşı’nın başlaması için Avrupa’da uygun bir zemin oluşmuştur. Nitekim Rusya-Ukrayna savaşı buna güzel bir örnektir. İsrail Hükümeti, yayılımcı politikası ve avrupa ülkeleri üzerindeki ekonomik gücü sebebiyle Avrupa’da savaşın yayılmasında önemli bir etken konumuna gelebilir. Bu sebeple uluslararası barışın ve huzurun korunması ve geliştirilmesi için İsrail Hükümeti’nin en kısa sürede durdurulması gerekmektedir.
Uluslararası arenada barışı ve huzuru sağlama görevini Birleşmiş Milletler üstlenmiştir. Ancak Birleşmiş Milletler’in İsrail’in hukuk tanımaz davranışlarına yönelik tutumuna baktığımızda; Afganistan, Irak, Suriye ve diğer ülkelerde yaşananlarda olduğu gibi yine gerekli adımların atılmasında geç kalınmaktadır. Birleşmiş Milletler’in bu tutumu nedeniyle uluslararası huzur her geçen gün daha faza bozulmaktadır. Günümüzde yaşananlar; Birleşmiş Milletler’in, Milletler Cemiyeti’nin kaderini yaşayıp yaşamayacağı sorusunu gündeme taşımaktadır.
Milletler Cemiyeti’de 1. Dünya Savaşı sonrası savaşın yıkıcı etkisi nedeniyle barışın sağlanması için kurulan uluslararası bir örgüttü. Ancak cemiyetin; 2. Dünya savaşından önce güçlü bir devleti karşısına almamak için Japonya’nın saldırgan tavırlarına geç müdahalelerde bulunup pasif kalması, İtalya’nın saldırgan tavırlarına karşı uyguladığı yaptırımları müttefik kaybını engellemek için askıya alması ve diğer birçok davranışı 2. Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olmuştur. Birleşmiş Milletler’in son yıllarda yaptıklarına bakacak olursak; Afganistan, Irak, Suriye gibi nice ülkede yapılanlara hiçbir önlem almayıp herhangi bir yaptırım uygulamaması, mazlum Filistin Halkı’na gerekli desteği vermemesi, uyguladığı çifte standartlar bizlere Milletler Cemiyeti’ni hatırlatmaktadır. Sizlerin de göreceği üzere tarih tekerrür etmektedir. 2. Dünya savaşı öncesinde İtalya’nın Etiyopya’yı işgal etmesi nedeniyle Milletler Cemiyeti’nin o dönemki Haiti delegesi; “unutmayalım ki bir gün biz de birilerinin Etiyopya’sı olabiliriz.” demişti. Bugün bizlerde; “ unutmayalım ki bir gün biz de birilerinin Filistin’i olabiliriz” düşüncesini dillendirmekteyiz. Sermayesinin gücüyle ideolojileri yok eden Siyonist Rejim’in yaptıklarına karşı duruşumuzu devam etmemiz uluslararası huzurun korunabilmesi için de büyük önem arz etmektedir.
Tüm bu sebeplerle sizlerin şu ana kadar mazlum Filistin Halkı için attığınız kararlı adımları için teşekkür eder, Birleşmiş Milletlerin sürece daha sıkı bir şekilde dahil olması için de kararlığınızın devam etmesini saygılarımızla temenni ederiz.
Ek:
Fanzin Sayısı